Salı, Temmuz 13, 2010

yok

diyebileceğim tek şey:
keşke daha fazla umursamaz olsaydım, nasılsa bitecek birşeyin daha çok tadını çıkarsaydım.

buradan baktığımda görebildiğim en net pişmanlığım tam olarak bu! birşeyleri tanımlamaktaki zaafiyetim gün geçtikçe belirginleşiyor. hissedebildiğim tek şey taş gibi oturan yokluğun. hala nasıl bir ruh halinde olduğumu kestirememişken, içinde bulunduğum duruma - hayatımda durmayışına - açıklık getiremiyor, bunu idrak edemiyorum.

sanki hiç yokmuşum gibi yapma ne olur! benim de hatam olduğunu biliyorum. sadece, "aslında hiç sevmedim" demen bile birşeyleri değiştirebilir.

hiçbir şeyi kabullenemedim işte ben! bir sürü neden aradım. bulamadıkça daha da... neyse. olduğu gibi kabullenemiyorum, "olan neyse odur" diyerek gidemiyorum. miadım doldu belki ama son kullanma tarihimi yazmamışlar, bilmiyorum.
ne yeniliyor,ne içiliyor, ne de çöpüm işte!
sıkıştım kaldım. cümlelerimi olumsuz bitiriyorum. bugünün ve 4 yıl önce bugünün neye isabet ettiğini ve aslında beni neremden yaraladığını adım gibi biliyorum! pişmanım diyemiyorum. senin için kötü anlamda azı ancak; benim için daha bir fazlası. yolda yürüyorum, düşüyorum, düşünüyorum.
anlam veremiyorum. başkalarına değil sözlerime.
kaybettim seni, anlamımı, yüreğimi ve ne yazık hiçbirini bulamıyorum!

07/07/2010 - 23:15
freddie

2 yorum:

Altug dedi ki...

Diyorlar ki, zaman bir cok seye ilac oluyormus. Komik, degil mi? Bak, ne sana ilac olmus, ne bana, ne de birilerine. Sen, ben ve baskasi. Yok aslinda birbirimizden farkimiz. Farkli yerlerde farkli hayatlar kuruyoruz, kurmaya calisiyoruz yasananlarin ardindan, biraktiklari boslugun üzerine.

4 sene, ya da bes, ne farkeder? "Cünkü ayrilanlar hala sevgili"

freddie dedi ki...

katılıyorum dostum ancak şu var ki ayrılanlar hala "SEVGİ"li olacak bence... gerisini anladın zati...